Covid-19 Sonrası Yeşil Toparlanma: Petrol Endüstrisi İçin Yeni Stratejiler

Pandemi, petrol şirketlerini, stratejilerini yeniden düşünmeye zorladı. Küresel piyasaları üç faktör değiştirdi: birincisi, atölyelerin, fabrikaların ve mağazaların kapanmasının yanı sıra birçok uluslararası uçuşun iptal edilmesi, tüketimin ve brüt dünya hasılasının azalmasıyla birlikte petrol talebi düştü; ikincisi, büyük petrol şirketlerinin hisse fiyatları düştü çünkü piyasalar “yeşil ekonomi” üzerine odaklanan bir sürece yönelmiş durumda; ve üçüncüsü, yenilenebilir enerji kaynakları kilovat saat başına üçte iki oranında daha ucuza mal olurken, Çin bu çözümleri daha da rekabetçi fiyatlarla kurabiliyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, küresel petrol, gaz ve rafine mamul üretimi 2020’de Covid-19 salgınından önceki yıla göre %3,4 düştü. Ancak bu düşüş, Latin Amerika petrol üreticisi ülkelerde daha da belirgindi.

Amerika Birleşik Devletleri’nde, Başkan Biden, ülke hala dünyanın en büyük hidrokarbon üreticisi olmasına rağmen, yatay çıkarma veya hidrolik kırmayı (daha iyi bilinen adıyla fracking) yasakladı. Yenilenebilir enerji kaynakları tarafından üretilen enerji miktarını artırarak karbonsuzlaştırma artık başlamak zorundadır. ABD’deki birçok şirket “yeşil enerji” distribütörü haline geldi. Geleneksel olarak daha ucuz bir enerji kaynağı sağlayan kömür madenleri kapatılıyor.

Avrupa, petrolün yerine ABD limanlarından gemilerle gönderilen sıvılaştırılmış gaza yöneliyor. Almanya ise, bir zamanlar kömür yakan termik santrallerini kapatıyor ve Rusya’nın gaz boru hatlarıyla sağladığı gazla birlikte nükleer santrallerinin kapısına da kilit vuruyor.

Bu arada Japonya, termik santrallerini kapatıyor ve Vladivostok’tan gönderilen tankerler aracılığıyla Rus sıvılaştırılmış gazını ithal ediyor.

Gelişmekte olan hiçbir ülke petrol ihraç ederek sürdürülebilir kalkınma sağlayamaz. Uluslararası Para Fonu, bu ülkelere yeni ekonomi gereksinimlerine cevap olarak ekonomilerini çeşitlendirmelerini tavsiye ediyor.

Petrol şirketleri, sera gazı emisyonlarını ortadan kaldırmak için aşırı baskı altındadır. Ancak, petrol fiyatları düştüğünde, birçok özel petrol şirketi temettü ödeyemez. Latin Amerika’da, özellikle Meksika ve Kolombiya’da petrol üreten ülkeler, ekonomilerinin petrol gelirlerine bağımlı olmasına artık izin veremezler. Bu, modern endüstrileri teşvik ederek ekonomisini çeşitlendiren dünyanın en büyük ikinci üreticisi Suudi Arabistan’da zaten böyle.

Kolombiya ve Meksika da bu sürecin bir adım önünde olmak için adımlar attı. Kolombiya endüstrisini modernize etti ve pazarlarını çeşitlendirmek için ABD’de bulunan alanlara yatırım yaptı.

Birçok petrol şirketi şimdiden “yeşil ekonomi” için hazırlanıyor. Avrupa’nın büyük petrol şirketleri yirmi yıl içinde elektrik şirketi olacaklarını açıkladılar. Muhtemelen doğal gaz satacaklar ama artık petrol şirketi olmayacaklar. Pandemi ve 2030 için Paris Anlaşması hedefleri de ülkelerin yapılarında derin değişiklikler yarattı. Petrol şirketleri ve sanayi firmalarının sera gazı salımını durdurmak ve yeni dijital dünyaya uyum sağlamak için yeniden harekete geçmeleri için zaman daralıyor. Sonuç olarak, Başkan Biden, Alaska petrol ve gaz sahalarında ve ABD’nin Kuzey Kutbu’ndaki etki alanında sondajı da yasaklayarak eski Başkan Trump tarafından kabul edilen adımları yürürlükten kaldırdı.

Batı’nın sanayileşmiş ülkelerinde, özellikle Paris Anlaşması’nı imzalayanlardan, karbondioksit emisyonlarını ve bunlara neden olan tüm endüstriyel süreçleri azaltmak için yeni stratejiler ortaya çıkıyor. Bunu başarmak için çevreyi kirletmeyen ve maliyet rekabeti yaratan “yeşil hidrojen” üretimi hızla artıyor.

Kaynak: “A Green Recovery After Covid-19: New Strategies For The Oil Industry”, Forbes

İndirmek için tıklayın

X