Güneş ve Rüzgar Enerjisindeki Dalgalanmalar, Düşük-Karbonlu Enerjiye Geçişi İşaret Ediyor

Daha ucuz yeni teknolojilerin gelişmesi, küresel ısınmayla mücadelede, yenilenebilir enerji kaynakları arasında rekabeti artırıyor.

Bu hafta, BP ekonomistlerinin yıllık dünya enerji görünümünü yayınlamasıyla birlikte şaşırtıcı istatistikler ortaya çıktı. Geçen yıl, dünyadaki enerji artışının %17’si rekor bir artış ile yenilenebilir enerji kaynaklarından geldi. İlave yenilenebilir enerji kaynak kurulumu, 69 milyon ton petrolün (İsveç ve Danimarka’nın yaklaşık bir yıllık enerji tüketim miktarı kadar) enerji üretimine eşdeğer oldu.

Bu gelişmelerin olabileceği, on yıl önce, yani rüzgar ve güneş enerjisinin bugünden çok daha pahalı olduğu zamanlar tahmin edilemezdi. Fakat, geçtiğimiz on yılda yenilenebilir enerji kaynaklarındaki yatırım artışı, yeni enerji teknolojilerindeki düşen maliyetlerle birleşince küresel enerji üretiminde güçlü bir değişim meydana getirdi.

Bu değişimin nedenlerinden biri de, 2015 yılında imzalanan ve 170’ten fazla ülkenin emisyonlarını azaltmaya karar verdiği Paris İklim Anlaşmasıydı. Son beş yılda, karbon emisyonlarını azaltmak için yapılan ilerlemenin büyük bir kısmı, fiyatların düşmesine neden olan rüzgar ve güneş enerjisinin büyümesinden kaynaklandı.

Temiz enerjiye yapılan küresel yatırım, geçtiğimiz on yıl boyunca arttı ve 2015’te rekor kırdı. BNEF’e göre, Avrupa ve Amerika’daki düşen yatırımlardan dolayı bu rakam şimdilerde daha düşük rakamlarda seyrediyor.

2014 ve 2016 arasındaki seviyelerden sonra, küresel karbon emisyonları, Çin’deki artan enerji tüketiminden sonra tekrar yükseldi.

Buna rağmen, uzun vadeli trendin karbonsuzlaşma eğiliminde olduğu söyleniyor.

Kaynak: “Surge in solar and wind power marks shift to low-carbon energy ”, Financial Times

İndirmek için tıklayın

X