İklim Değişikliği Ulusal Güvenliğe Kadar Uzanan Tehditler Oluşturuyor

İstihbarat ve savunma teşkilatları, küresel ısınmanın ülkeler arasındaki çekişmeyi artıracağı ve göçü teşvik edeceği konusunda uyarıda bulunan raporlar yayınladı. Ülkeler içinde ve arasında kötüleşen çatışmalar… İnsanlar iklim kaynaklı istikrarsızlıktan kaçmasıyla birlikte artan yerinden edilme ve göç… Artan askeri gerilim ve belirsizlik… Finansal tehlikeler…

İç Güvenlik ve Savunma departmanlarının yanı sıra Ulusal Güvenlik Konseyi ve ulusal istihbarat direktörü tarafından yayınlanan belgeler, ülkenin güvenlik kurumlarının karşı karşıya oldukları iklim risklerini toplu olarak ilk kez açıklanması anlamına geliyor.

Raporlar, iklim değişikliğinin bir ulusun gücünü azaltmak için çeşitli seviyelerde nasıl etkili olacağına dair istihbarat topluluğunun uyarılarını içeriyor. Pentagon, gıda kıtlığının, ülkeler arasında su yüzünden kavgalarla birlikte huzursuzluğa yol açabileceği konusunda uyarıyor.

ABD Sahil Güvenliğini de içeren İç Güvenlik Bakanlığı, Arktik Okyanusu’ndaki buzlar eridikçe balıklar, mineraller ve diğer kaynaklar için rekabetin artacağı konusunda uyarıyor. Başka bir raporda, Güney Asya, Sahra altı Afrika ve Latin Amerika’da 143 milyon kadar insan da dahil olmak üzere, 2050 yılına kadar on milyonlarca insanın iklim değişikliği nedeniyle yerinden edilmesinin muhtemel olduğu konusunda uyarılar yer alıyor.

Üst düzey finansal regülatörler ilk kez iklim değişikliğini Amerikan ekonomisi için “yükselen bir tehdit” olarak belirlediler. Bir federal ve hükümet kurulu tarafından yayınlanan bir rapora göre, kasırgalar, sel ve orman yangınları gibi daha sık görülen ve yıkıcı afetler, mülk hasarına, gelir kaybına ve gayrimenkul ve diğer varlıkların değerlenme şeklini değiştirme tehdidinde bulunan iş kesintilerine neden oluyor. Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’ne göre, 8 Ekim itibariyle, 2021’de her birinin maliyeti 1 milyar dolardan fazla olan 18 “hava/iklim felaketi olayı” meydana geldi.

Raporlar, Başkan Biden, Glasgow’da COP26 olarak bilinen Birleşmiş Milletler iklim konferansına katılmaya hazırlanırken geldi. İklim gündeminin Kongre’de geciktirilmesiyle Bay Biden, ABD liderliğini yeniden kurmayı umduğu Glasgow’da çok az ilerleme kaydetme riskiyle karşı karşıyadır.

İklim değişikliğinin bir ulusal güvenlik tehdidi olduğu fikri yeni değil. Obama yönetimi de aynı şeyi söyledi ve Pentagon’u iklim risklerini dikkate almaya zorlamaya başladı. Ancak birlikte ele alındığında, raporlar ABD politikasında iklim değişikliğini ülkenin güvenlik planlamasının merkezine yerleştiren yeni bir aşamaya işaret ediyor.

Belgelerin belki de en genişi ve en kapsamlısı ülkenin istihbarat teşkilatlarının belirli tehditler hakkındaki görüşlerini toplamayı ve damıtmayı amaçlayan Ulusal İstihbarat Tahmini idi. Yalnızca iklim konusuna ilk kez odaklanan bu rapor Amerikan ulusal güvenliğine yönelik risklerin önümüzdeki yıllarda artacağını belirtiyor. Raporda üç önemli yargıya varılıyor. Ülkeler sera gazı emisyonlarındaki azalmayı nasıl hızlandıracakları konusunda tartıştıkça küresel gerilimler artacak. İklim değişikliği Kuzey Kutbu’ndaki stratejik rekabeti artıracak. Ve iklim değişikliğinin etkileri, uyum sağlamak için en az donanıma sahip gelişmekte olan ülkelerde en şiddetli şekilde hissedilecek.

Tahminlere göre, büyük nüfusa ve yoğun fosil yakıt kullanımına sahip Çin ve Hindistan, küresel sıcaklıkların ne kadar hızlı yükseleceğini büyük ölçüde belirleyecek.

İstihbarat raporuna göre, ulusların 2015 Paris anlaşması kapsamında küresel sıcaklıktaki ortalama artışı sanayi öncesi seviyelere kıyasla 2 santigrat derecenin altında tutma taahhütlerini yerine getirme ihtimalleri çok iç açıcı  değil. Dünya şimdiden yaklaşık 1,1 santigrat derece ısındı. Bilim adamları, 2 derece eşiğini aşarsa, gezegenin giderek daha ölümcül sel, yangın, fırtına ve ekosistem çöküşü yaşayacağını söylüyor.

Raporda, Mevcut hükümet politikaları ve teknoloji geliştirmedeki eğilimler göz önüne alındığında, toplu olarak ülkelerin Paris hedeflerine ulaşma ihtimalinin düşük olduğu yargısına varılıyor.  Raporda “Yüksek emisyonlu ülkeler, önümüzdeki on yıl içinde fosil yakıtlardan uzaklaşarak enerji sistemlerini karbondan arındırma yönünde hızlı bir ilerleme sağlamak zorunda kalacakken, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kalkınmaları için düşük karbonlu enerji kaynaklarına güvenmeleri gerekecek.” ifadeleri yer alıyor.

İstihbarat raporunda, iklim değişikliğinin etkilerine karşı özellikle savunmasız ve etkileriyle baş edemeyecek 11 ülke olduğu belirtiliyor. Bu liste, aralarında Guatemala ve Haiti’nin de bulunduğu ABD’ye yakın dört ülkeyi; nükleer silahlara sahip üç ülke (Kuzey Kore, Pakistan ve Hindistan); ve ABD’nin 11 Eylül saldırılarının ardından işgal ettiği iki ülke olan Afganistan ve Irak’ı içeriyor.

Ulusal Güvenlik Konseyi iklim değişikliğinin insanları evlerini terk etmeye nasıl zorladığını içeren kendi raporunu yayımladı. Rapor, iklim değişikliğinin Latin Amerika, Güney Asya ve Sahra altı Afrika nüfusunun neredeyse yüzde üçünün (143 milyondan fazla insan) 2050 yılına kadar ülkeleri içinde hareket etmesine neden olabileceğini öne süren bir tahmine dikkat çekti.

Kaynak: “Climate Change Poses a Widening Threat to National Security”, New York Times

İndirmek için tıklayın

X